Bir girişimci olarak eğitiminize yatırım yapmanız başarınızda hayati öneme sahiptir. Girişimciler için en önemli eğitimin başında da MBA yapmak gelir. Kök söktüren profesörler, zorunlu grup çalışmaları ve yoğun bir bocalama dönemi üçgeninde sürüp giden bu okul deneyimi mesleğin gerekliliklerini öğretmekle kalmayıp daha iyi bir yaşam sürmenizi sağlayacak becerileri de kazandırır.

Bu yazımızda sizlere MBA okuyarak öğrenebileceğiniz bazı hayat derslerinden ve bunların işinize olan 15 farklı katkısından bahsedeceğiz.

1- Kilit nokta stratejik farklılaşmadır.

Farklılaştırılmış bir strateji ya da sizi diğerlerinden ayıracak bir iki önemli şey bulmak; bir şirketi ayakta tutabileceği gibi sonunu da hazırlayabilir. Bu tarz bir yaklaşımın sizi fiyat savaşlarından uzak tutacağı da bir gerçektir.

2- Bağlantılarınız altın değerindedir.

Okul sıralarında öğreneceğiniz her türlü bilginin önemi, işletme okulunda tanıma fırsatı bulduğunuz insanların yanında solda sıfır kalıyor. Stanford Üniversitesine giderken, benimle aynı kafa yapısına sahip olduğunu düşündüğüm diğer insanlarla bağlantı kurmayı ve çalışmayı öğrendim. İnsanlara olabildiğince yardımcı olun, unutmayın iyilik her daim geri döner.  Asıl mesele ne bildiğiniz değil, kimleri tanıdığınızdır.

3- Aslolan operasyonel yönetimdir.

Önceleri ne kadar önemli olduğunun farkına varamamıştım, ancak şimdi net bir biçimde görüyorum ki vergi sistemleri ve süreç yönetimi, sadece imalatçı şirketlerin değil, her şirketin temel bir parçası. Ekonomik darboğaz, özellikle teknoloji şirketlerinde ve yeni işletmelerde olmak üzere her yerde. Bir şirket kurucusu veya CEO olarak, şirketinizin yarattığı süreci tam olarak anlamak, tıkanıklıkları bulmak ve bunları ortadan kaldırmaksa sizin göreviniz.

4- Ekip çalışması bir gerekliliktir.

İşletme okulu derslerinde grup projeleri, sunumlar ve vaka çalışmaları çok fazladır, bu nedenle eğitim hayatınız boyunca en değerli kazanımınız başkalarıyla uyum içinde çalışma yeteneğiniz olacaktır. Ekip çalışması ve işbirliği yapabilme, işletme okullarının öğrencilerini eğitebilmede kullanabileceği kritik öneme sahip bir yeterliliktir çünkü iş dünyası dediğimiz şey ortak bir hedefe ulaşmak için başkalarıyla birlikte çalışmaktan ibarettir.

5- Kişisel deneyimler farklı bakış açıları doğurur.

İşletme okulu bana her bireyin kişisel deneyimlerinin algı dünyalarını nasıl farklı şekillerde renklendirdiğini öğretti. Beş kişi aynı cümleyi okur ve bunu beş farklı şekilde yorumlayabilir, bu farklılığı oluşturan ise söz konusu kişilerin altyapılarındaki farklılıklardır. Çalışanlarınız, bayileriniz veya müşterilerinizle konuştuğunuzda, belirsizliği ortadan kaldırmanız ve konuya ilişkin herkesin hemfikir olduğundan emin olmanız son derece önemlidir.

6- Fırsat Maliyeti

Gizli maliyet veya gölge fiyatı olarak da bilinen fırsat maliyeti aslında alınan her kararın bir bedeli olduğunun canlı kanıtıdır, her seçim bir vazgeçiştir.

Aynı anda iki yerde olamazsınız, aynı şekilde eş zamanlı olarak hem bir dolar hem de bir saatlik süre harcamanız da imkansızdır. Seçim yapmanız gerekir.

7- İyi bir iletişim her şeyin anahtarıdır.

İşletme eğitimim esnasında öğrendiğim en önemli şey mesajların etkili bir şekilde iletilmesinin önemiydi. Grup projeleri insanlarla etkili iletişim kurmamızı sağlarken, sınıf sunumları topluluk karşısında konuşma becerilerimizi geliştiriyordu. Excel e-tablolarından tutun Power Point sunumlarına kadar, farklı mesajları en iyi şekilde iletmek için hangi araçların kullanıldığını öğrendik.

8- Büyümek istiyorsanız huzuru unutmalısınız.

“Rahat hissederseniz büyüyemezsiniz, büyümek istiyorsanız da rahat olmayı unutmanız gerek.”  Ne kadar doğru! Bu cümle MBA yaptığım dönemde de aynı derecede gerçekti benim için. Hatta bir girişimci olarak iş dünyasına atıldığımda doğruluğuna daha da bir inanır oldum. Rahatladığım ilk saniyeden itibaren içimde derin bir merak uyanıyordu – neyi kaçırıyorum? En sonunda zihniyetimi değiştirmeyi ve huzursuzluğumla huzur bulma yolunu seçtim.

9- Sayısal verilerle aranızın iyi olması önemli bir ayrıntıdır.

Dersler söz konusu olduğunda en çok minnettar olduğum şey, finansal tabloların, muhasebenin, raporlara ve sayılara dayanarak kararların nasıl güvenle alınabileceğinin anlaşılabilir bir şey olmasıydı. Profesörlerimden biri, “Eğer numaralarınızı bilmiyorsanız, hiçbir şey bilmiyorsunuz” derdi. Sayısal verilerden korktuğu için çok sayıda işletme sahibinin körü körüne karar aldığını görüyorum. Siz siz olun bu hataya düşmeyin.

10- En büyük kozunuz sahip olduğunuz deneyimdir.

Bir yandan işletme okuluna devam ederken bir yandan da şirketimi yönettim. İşimi her grup projesi için örnek olay olarak kullandım. Bu benim iş planım, mali işlerim ve sorunlarım hakkında geri bildirim aldığım anlamına geliyordu. Akranlarımı geçtim, çünkü eğitimimi gerçek hayata geçirme fırsatı buluyor, işime uyarlıyordum. Okul sıralarında iş hayatı hakkında bilmeniz gereken her şeyi öğrenebilmeniz mümkün değil. Deneyim her şeydir.

11- Sürekli değer kazanan tek varlık zamandır.

Daha fazla para kazanabilirsiniz, ancak daha fazla zaman yaratabilmenin mümkünü yok.

İş dünyasının gelmiş geçmiş en büyük liderlerinin hayatlarını incelediğimizde sahip oldukları zamanı tıpkı paha biçilmez bir eşyayı gözetip idare ettiklerine benzer bir özenle yönetmekte olduklarını fark ettik. Zaman yönetimi becerisinin bu kişilerin başarılı ya da başarısız olmalarında da etkin bir rol oynadığı görülüyor. Üstelik bu beceri disiplin dışında bir şey de gerektirmiyor. Bu nedenle, zamanınızı gerçekten önemli olan şeylere harcayıp bu kıymetli varlığı asla ama asla boşa harcamamanızda yarar var.

12- Kendi hayatınızın CEO’su olun.

Çoğu işletme okulunun kişisel yönetim becerilerine yönelik bir dersi vardır. Columbia’da bu ders Kişisel Liderlik ve Başarı olarak adlandırılır ve öğrencilerden gelen yüksek talep göz önüne alındığında bu dersi alabilmek neredeyse imkansızdır. Bu sınıflar, kendi hayatınızın CEO’su olmayı öğretir – olumsuz durumlarla başa çıkma, düşünce ve duyguları zen felsefesi benzeri bir anlayışla, üretkenliği yok etmeyecek şekilde tersine çevirmek ve sonrasında elde edilen enerjiyi herhangi bir problemi çözmeye yönlendirmek vb.

İşletme okulundaki onca sonuç odaklı kişilik göz önüne alındığında bu oldukça zor bir görev olabiliyor. Ancak, sınıf arkadaşlarınızın yaşadığı zorlukları ve sıkıntıları içtenlikle paylaştığı hikayeleri dinleyip bu hikayelerden gerekli dersleri alarak kendi doğanızı daha iyi yönetmenin ve kendi kendinizin patronu haline gelmenin yollarını keşfediyorsunuz.

13- Kişisel portföyünüzü uluslararası yatırımlarla çeşitlendirin.

İşletme okulu öğrencileriyle ilgili süregelen bir şaka, biz işletmecilerin iki yıl boyunca derslere girmek yerine dünyayı gezdiğini iddia eder ve itiraf etmek gerekirse bu iddianın doğruluk payı son derece fazladır. Columbia’da geçirdiğim süre boyunca yaklaşık 10 ülkeye seyahat edebilme şansım oldu. Orta Doğu, Avrupa ya da Güney Amerika, nerede olursam olayım insanların pek çok açıdan benzer olduğunu fark ettim. Aynı tür şakalara gülüyoruz, aynı türden deneyimlere hayran kalıyoruz ve genellikle aynı hedeflerin peşinden koşuyoruz: Mutlu ve sağlıklı bir aileye sahip olmak ve gelecek nesillere daha iyi bir dünya bırakmak.

Sizler de bir an önce bir pasaport edinmeli ve onu sık sık kullanmalısınız. Yeni insanlarla tanışmak ve yeni yerler keşfetme şansına sahip olmak, gelecekteki mutluluğunuz için yapabileceğiniz en büyük ve en değerli yatırımdır. Bu nedenle kişisel portföyünüzü uluslar arası gezilerle zenginleştirmeniz yerinde olacaktır.

14- Kişisel bütünlüğe erişmek paha biçilmezdir.

MBA notlarımız bulunduğumuz ekibin başarısına göre değerlendirilirdi: Biri o gün okula gelmezse hepimiz başarısız sayılırdık.

Güçlü bir karaktere sahip olmanız sizi yalnızca kişisel olarak değil, profesyonel bir lider olarak da diğerlerinden ayıracaktır. Bir dizi inanç, değer ve standarda sahip olun ve onlara sımsıkı sarılın. Kendi eylemlerinizin sorumlusu olacağınız bir sistem geliştirin.

Bir şeylerin yanlış gittiğini fark ettiğinizde onu durdurun. Düzeltin. Lütfen bunu yapmayı deneyin. Eğer yapamazsanız, bir başkasının bunu yapmak zorunda kalacağını unutmayın. Zorbalığa göz yummayın. Doğruluğunuz ve dürüstlüğünüzle yalanların, dedikoduların üstesinden gelin. Koltuğunuzu özel bakım ihtiyacı olan birine verin. Kelime oyunu yapmayın.

Hayatta gri alanlar var elbette, ama çok değil. Değerlerinizle ilgili ne kadar net olursanız, karar verme süreciniz de o kadar kolay olur,üstelik bununla da kalmayıp çok daha yüksek standartlara erişebilirsiniz..

15- Kazançlarınızı en çok artıracak olan iyi niyet ve nezakettir.

İyi niyetli ve kibar olmak zayıflık değildir, aksine büyük bir güçtür. Değişim oranı, devir ücreti ve dil engeli olmayıp her yerde kabul gören insanlığın ortak para birimi budur.

Hangi işletme fakültesi mezunuyla konuşursanız konuşun,en net hatırladıkları derslerin değerleme modelleri hakkında olanlar değil, insanları nasıl idare edebileceklerine ilişkin olanlar olduğunu söyleyeceklerdir.Unutmayın, ancak merhametli ve empatik olmayı başarabilen bir lider ayakta kalmayı başarır. Çünkü iyi niyetin, nezaketin ve hoşgörünün her daim bir avantaj olduğunu bilirler. Bunu isterseniz bir beceri isterseniz de politik bir davranış biçimi olarak düşünebilirsiniz. Hararetli görüşmeler esnasında en iyi silahınız olacağını da aklınızdan çıkarmayın.

Ortamdaki en iyi kişi olursanız ne olursa olsun kazanacaksınız demektir. Diğerleri ister yalan söylesin, ister birilerini kandırsın isterlerse de çalıp çırpsınlar. Bu şekilde biriken kazançlar geçici olmaya mahkumdur. Siz siz olun her daim iyi niyetli olmayı seçin. Bu şekilde yastığa başınızı rahat koyup uyuyabilir, iş dünyasında kalıcı olmanın keyfini çıkarabilirsiniz.”